Suşehri Çataloluk

SuşeSuşehri Köyleri, Suşehri Akçaağıl Köyü, Suşehri Akıncı Köyü, Suşehri Aksu Köyü, Suşehri Akşar Köyü, Suşehri Arpacı Köyü, Suşehri Arpayazı Köyü, Suşehri Aşağıakören Köyü, Suşehri Aşağısarıca Köyü, Suşehri Balkara Köyü, Suşehri Beydeğirmeni Köyü, Suşehri Bostancık Köyü, Suşehri Boyalıca Köyü, Suşehri Büyükgüzel Köyü, Suşehri Camili Köyü, Suşehri Cevizli Köyü, Suşehri Çakırlı Köyü, Suşehri Çamlıdere Köyü, Suşehri Çitlice Köyü, Suşehri Çokrak Köyü, Suşehri Elmaseki Köyü, Suşehri Erence Köyü, Suşehri Esenyaka Köyü, Suşehri Eskimeşe Köyü, Suşehri Eskişar Köyü, Suşehri Eskitoprak Köyü, Suşehri Gelengeç Köyü, Suşehri Gökçekaş Köyü, Suşehri Gökçekent Köyü, Suşehri Gözköy, Suşehri Güdeli Köyü, Suşehri Gümüştaş Köyü, Suşehri Güneyli Köyü, Suşehri Güngören Köyü, Suşehri Günlüce Köyü, Suşehri Hödücek Köyü, Suşehri Kaleköy Köyü, Suşehri Karaağaç Köyü, Suşehri Karacaören Köyü, Suşehri Karalar Köyü, Suşehri Kavşıt Köyü, Suşehri Kayadelen Köyü, Suşehri Kekeç Köyü, Suşehri Kemallı Köyü, Suşehri Kesikkaş Köyü, Suşehri Kızıltaş Köyü, Suşehri Kiziryurdu Köyü, Suşehri Kozçukur Köyü, Suşehri Kurugöl Köyü, Suşehri Kuzdere Köyü, Suşehri Küçükgüzel Köyü, Suşehri Olucak Köyü, Suşehri Polat Köyü, Suşehri Sağpazar Köyü, Suşehri Saraycık Köyü, Suşehri Solak Köyü, Suşehri Sökün Köyü, Suşehri Şarköy Köyü, Suşehri Taklak Köyü, Suşehri Taşbayır Köyü, Suşehri Tatarköy Köyü, Suşehri Türkmenler Köyü, Suşehri Üzümlü Köyü, Suşehri Yamaç Köyü, Suşehri Yaygınsöğüt Köyü, Suşehri Yelkesen Köyü, Suşehri Yeşilyayla Köyü, Suşehri Yoncalı Köyü, Suşehri Yukarıakören Köyü, Suşehri Yürekli Köyü hri Çataloluk

Suşehri Çataloluk

Dursun Yazıcı
11 Ocak 2015  · Bursa, Turkey  · 
RİVAYETLER ÜZERİNE GÖRÜŞLERİMİZ 1- 5.Rivayet olarak yazdığımız Jandarma Tarihçesi halktan topladığımız 1.Rivayeti çürütüyor, Mıntıkanın ehemmiyetine göre Jandarma birliği yakacık bucağınında (Framaz) değil Andiryas köyüne kurulmuş olabilir. Zaten çok yakındırlar verildiği tarihte Jandarma teşkilatının kuruluş tarihidir. 18302- Halis Güler in milli eğitim tarihi olarak naklettiği olayların Andiryasa mal edilmesine imkan göremiyoruz. Zira Basil Digenis Akritas ın mezarı Suşehrindemi diye Ülke gazetesine naşrettiğim bir araştırma ile Güzeller köyündeki harabeleri bu Basil in Akritaslığı zamanına affettim. Ayrıca ilk çağların Suşehri nden bahsedince bu düşünce nin yeri olmadığı tamamen benzetme ile şahsi bir tahayüle dayandığı anlaşılacaktır.3- Sayın Ali Vecihi Birler in iki daktilo sahifesi notuna gelince Bayconovi Ordusundaki Rumların dağılmasıyla Andıryas çiftliğinin kurulmuş olacağı akla yatkındır. Zira 1267 ile Evliya Çelebinin geçtiği 1640 yılı arasında 373 sene geçmiştir. Büyük zelzeleler gören mıntıkamızda 8-10 evle kurulan bir çiftlik bu kadar sonra ancak 100 hane li olabilir. Sanatkar Ermeni Rumların getirilmesi ise 3 ncü numarada yazdığımız öğretmenimizin anlattığı hükümdar ve kuruluş sebeplerinede uygun düşmektedir. (Yavuz Sultan Selim ) ancak yer itibariyle ihtilaf varsada Sayın Vecihi Birler (Cami mahallesi ve Karşıyaka da ) demekle bayağı bu ihtilafı halletmiştir. Sütlüce sırtları da şimdiki Karşıyakadır. Üstelik rivayetlerin bir çoğuda Andiryas şimdiki kasabanın mahallerinde yani Beledüs ırmağının batısında oturmuş, ama çiftliği Karşıyakada imiş. Biz bu rivayeti zamana olaylara ve zemine de uygun buluyoruz.4- Aslen 8. sırada İçişleri Bakanlığına gönderildiğinden bahseden rivayet ise bize pek bilgi vermiyor. Mühüm tarafı ise Andiryas diye telafuzu ve Müşeknis den gelişidir. Evvela müşeknis konup sonra Ali Vecihi Birler in sürdüğü semtlere gelmiş olabilir.5- 9. sıradaki Ferudun fazıl Tülbent çinin anlatmasına gelince bu Andiryas danda evvelik Türk Bulahi şehri ve yeri hakkında bilgi veriyor. Şimdiki Suşehrinin yerindeki Andiryas köyünü kuranların Türk olduğu söylüyor. Moğullarla kurulmuş köylerimiz olduğu gibi (Tatar) yıkılanlarda var, Türkmenlerle moğulların müştereken oturmuş olduğu köylerde mevcut. Aslen tarihçemiz ilerledikçe bu Moğul başlangıcı Andiryas ın teşekkülü kabule müsait görülecektir. Sonuçla Suşehri adı nereden geliyor Suşehri adı Şuşar dan gelmiştir. SUŞAR OVASI SUŞAR BEYLERİ diye hala mahalli dilde yaşıyan bu ŞUŞAR neresidir. Şuşar ovası diye bugünkü Suşehrine bağlı Gölova bucağının köyleri ile birlikte oturduğu ovaya Şuşar ovası deniliyor. Hatta bu Şehnigar çayının doğusunda kalan Akıncılar bucağı köyleride dahildir. 4 Nisan 1509 tarihli ve tarihlerde küçük kıyamet diye geçen harekette bu Suşar ovası nın merkezi şehri de yıkılmıştır. Halbuki etraftaki çiftliklere, iskana müsait yerlere ve daha evvel kurulan Türk köylerine taşınmıştır. İşte bu tarihi Suşar şehrinin Türkçe öz adı SUŞEHRİ dir. Tam ve öz bir Türk şehriydi, Suşar ovasının payitahtı olan bu eski Suşehrinin merkezi bugünkü Aşağı Tepecik (Aşağı Baru-Baruyu süfla) ve ahlen halkın dilinde nami değeri ile CÖLLÜ BARU KÖYÜ idi. İşte bugünkü Suşehrinin adı bu eski Türk Şehrinin adıdır. Bu bahis aynı zamanda şimdiki Suşehrinin kuruluşunu da vesikalarla ortaya koyacaktır. Göllü Barudaki şehrin adı Suşehriydi. Bununla ilgili vesikalar 1- Gölova bucağının Karayakup köyünde yatan Karayakup gazi Hazretlerinin Miladi 1211 tarihli vakfiyesinin Osmanli İmparatorluğunca H.1279 senesinde tecdidinde. Nezaret i Evkafı Hümayunu mulukaname mülhak olarak Karahisar i şarkide Suşehri Nahiyesinde (Suşar) Karayakup Kariyesinden deniliyor. Demekki bu olay eski Suşehri Kazası yıkıldıktan sonra bile Suşehri Nahiyesi olarak bu isim ovada bir müddet daha yaşıyor. Bu tarih yeni Suşehri ilçesinin teşekkül ettirildiği senede dahi eski Suşehrinin nahye olduğunu ve Karayakup köyünün de Suşar şehrindeki nahyeye bağlı olduğunu göstermektedir. Bu tarihden 3 sene evvel 1276 yılındaki bir fermandan da Endires in Kariye olduğu Framazında bu Endires karyesinin mezrası olduğunu gösteriyor. (Suşehri coğrafyası Yalçın Dokuz Oğuz Şah) Trabzona bağlıyız. 2- bu göllü baru köyünde Hz. Behlülü Semerkandi yatıyor. Büyük ziyarettir. Vakıflar genel müdürlüğü 803 nolu defterinin 12 nci sahifesinde kayıtlı evasıtı rabiul evvel 1228 tarihli seri ilam örneği çıkarılmış çok eski olan vakıf hudutlarının tesbit ve tecdidi emrolunmuştur. 1266 tarihinde bu emri yerine getiren bir seri ilamda (Eşşeyh Behlül Dana hz. Liva i karahisar ı şarki tevabiinden Suşehri nahiyesinde kain) cümlesi geçmektedir.Buda bize nahyelirde bile Suşehri adıyla anılan Suşar Merkezinde Behlülü Dana nın yattığını söylüyor. Behlülü Dana da bugün türbesiyle halen Göllü barudur. 3- Keza karnus köyü meralarından bahseden mülga divanı hümayun 17 numaraları Erzurum Ahkam defterinin 11 nci sahifesinde kayıtlı 1267 tarihli fermandada (Suşehri kazasi naibine) tedbiri kullanılıyor. Yukarıdaki üç mahalli ve resmi vesikadan sonra birazda padişahların sefernamelerinde Suşehrini ve nerede hangi menzil ve konak olduğunu arayalim. Seyir halindeki ordunun uğradığı Suşehri evvel ve sonra gelen konaklarla da anlaşılır. 1- Fatih Sultan Mehmet Otluk beli savaşına giderken Gemin deresinde bugünkü camili köyde bir cami yapılmasını tozluk denen otlağın ona vak edilmesini kadranli yaylasinda Cuma namazı kılıp katran babanın ricasını yerine getirerek orda bir cami yapilamsını ve Cevizli köy selefki vakfının buraya vak vedilmesini emrederek Akşara iniyor. Akşar da bir gece uzun hasanla düşünde güreş tuttuktan sonra ertesi gün Suşehri ne iniyor. Buradan Bulgar çayırı na geçiyor. Bu Suşehri Göllü baru menzilidir. (1473) tarihlidir.2- Fatih Sultan Mehmet Amasya Sivas Tokat Koyulhisar Erzincan dan Trabzon seferine giderken de Suşehri nden geçmiştir. (H.864) Trabzon kitabeleri sah.33 3- Yavuz Sultan Selim Şah İsmail üzerine yola çıkınca sefername de (yürüyüsün 51.nci günü Akşar a 52. günü de Aynen Fatih Sultan Mehmet gibi ertesi günü Suşehri ne geldi) yazılıdır. Bu Suşehri Göllü baru (Aşağı baru ) köyündedir. Şebinkarahisar ve civari isimli kitabin yazarı Sait Tahsin Okut an eski Suşehri nin yerini gösteren yukarıdaki fermanların görmediği halde kitabinin 126. sahifesinde diyor ki o zaman Suşehri nin adı şimdiki Aşağı baru köyüne verilen bir isimle bizim yerinde anlatacağımız Çoban baba olayını anlatiyor. Selim Sultanın karşılaştığı rivayet edilen Çoban baba türbesi ve çobanlı köyü bu aşağı baruya 10 15 dakika lik bir köydür. Suşar merkezi eski Suşehri nin bir mahallesidir. 4- Kanuni Sultan Sülayman han da İran üzerine giderken buradan geçmiştir. 9 Nisan 1554 tarihinde Diyarbekir den Kars a giderken geçtiği yerleri yazan sefername Diyarbekir Suşehri yoluyla Kars a geçti deniliyor. Bu metin Tercüman gazetesi Türk İslam tarihi Parasız ilavesinin 66 nci sahifesinde neşredilmiştir. Keza Şebinkarahisar ve civarı kitabinin 129 ncu sahifesinde yine Kanuninin İran seferindede buradan geçtiği daha tahsilatlıdır. Sefernameden alınan cümle şöyledir. Kanuni Sultan Süleyman han sefer ayinin 5, günü Ordusu ile birlikte AKŞEHİR e (Akşar) ve 6. günü SUŞEHRİ ne gelmiştir. Oradan Kırmana köyü ne ve nihayet ayin 10 cı günü Erzincan a gelmiştir.5- Yine (IV Murat Han Sivas Tozanli Koyulhisar Suşehri ve Erzincan yolu nu takiben Refan seferine gittiği yazılmaktadır. Bu vesikayi da ayni kitabin 149. sahifesinde kaydedilmiştir. Bu Suşehrin de yine Aşağı baru köyüdür.biz burada tarih, sefername ve fermanlardan istifade ederek şimdiki Suşehri yokken bu mıntıkada Suşehri adıyla anılan bir şehrin mevcut olduğunu gördük. Doğu Batı yolu üzerinde bulunduğunu merkezinin aşağı baru köyünde olduğunu isbata çalıştık, yazılı kaynakların Suşehri denilen yerin Aşağı Baru Köyünde bir şehir olduğunu gösteren ve bir birinin tabirlerini açıklıyor ve derinleştiren iki kızgın eserden de azıcık bahsedelim. Sayın prf.Osman Turan Selçuklu tarihi ve Türk İslam Medeniyeti aslı eserinin 269 ncu sahifesinde ezcümle Anadolu ve Irakta ticaret ve mübadele geliştikçe şehirlerin dışında ve uzakta büyük pazarlar kuruluyordu. Bu milletler arası panayırlara yabanlı Pazar deniliyordu (Yabanda kurulan Pazar bunlardan biriside işlek yol üzerinde Karahisar ovasında kuruluyordu işte Selçuklu lar devrinde Karahisar ovası denilen ovada şimdiki Suşehri ve Suşar ovasıdır. Karahisar uzağındadir Karahisarda ova yoktur. Buralar Karahisar a bağlı olduğu için bu adla zikredilmiştir. Bu Pazar yerinin merası olduğunu bir başka kitap ta bize açıklamıştır. Ve eski Suşehri denen yerin Aşağı baru olduğunu bu kaynakta göstermiştir. 1913 yıllarında Üsküdar Askeri Rüştiyesi ve idadi i mülkiyesi Tarih Coğrafya öğretmeni kol ağası Ali Cevat Efendi 5 ciltlik Tarih Coğrafya mukatinin 502 nci sahifesinde Suşehri Yaylasın da Kanlı taş köyünde Cesim bir panayir kuruluyordu diyor. İşte prof. Osman Turan in Karahisar ovasında dediği Selçuklu panayiri Suşehrin dende uzakta kuruluyor. Aşağı baru daki Hz. Behlül Semerkand Vakfının kaybolan hudutlarinin tesbit ve tecdik eden çok uzun mahkeme ilamı okununca çarşu dediği 6 tane pınar, 6 tane suyu bol dere, ve ırmaklar 4 tane höyük, tarik, amme, ağcayol, ve harabesi mevcut köy isimlerinden hakikaten burada bir şehir olduğu Göllü Baru köyünün dahi bir göl ortasında eski bir ada şehri olduğu şüpheyi kaldiran bir katiyetle eski Suşehrinin yerine şahitlik ediyor. Veziri Azam Hacı Hasan Para nın haremli Selamli konaklarinin bulunduğu Aşağı Yeniköy de bu Suşar Ovasında kurulmuştur. Sayın Yalçın Dokuzoğuz un Suşehri coğrafya tesbit ettiği bir durumuda buraya alacağım, güya Fatih Sultan Mehmet Refahiyeden dönerken Köroğlu deresini geçince şimdiki Gölova (Akranis) bucağını göstererek ŞU-ŞAR i alin diye emir vermiş. Buradaki şehir Osmanlı larin eline geçince bu emre hatıra olsun diye fethedilen şehrin adına SUŞAR demişler. 400 sene kadar evvel bu şehrin merkezi Göllü Baru köyünde imiş, bir büyük zelzelede bu şehir (Şuşar-Suşehri) yıkılmış halkının pek coğu civarındaki çiftliklere yakin yerlere taşınmışlar. Burası yine bir müddet nahiye olarak kalmış sonradan hemen yanindaki Gölova büyünce çok sonraki nahiye merkezindeki Gölova a taşınmış diyorlar. Bu rivayetimsi anlatiş dahi bize Suşar a resmi adının Suşehri merkezinin de Aşağı baru köyü olduğunu gösteriyor. Tarih ve öğrenme meraki insana sualler sorduruyor şimdiki Suşehri adı Suşar dan gelmiştir. Peki acaba suşar a bu ad nerden gelmiştir. Bu sualin cevabını bulmaya uğraştımsa da esaslı bir vesika edemedim. Ancak bir benzetiş ve sezme ile suyu bol olduğu için Suşehri diyebileceğim. Fatih in emrindeki (Suşar ı alın) lafından kalma muayyen bir hatira düzmesine inanamayız evvela sezme ve sonra benzerlik anlama ile bir fikre sahip oldum tarih bilgilerimiz ve okuduğumuz kitaplardaki eski anılarımız karşısında bir şeyler sezdiğimi hemen burada açıklayalım. Hem biraz ilmice bir görüşle izah ve hem de mantığa uyan bir Türklük olayına uygun olarak nakline bir teori atıp tahmin ve uyarmak zorunda kaldım. Bu görüşle bu ismin taa mesnede suyun bol olmasından neset ettiğini anlatarak başlangıctaki benzetişi tarih ve Evsanevi destanlarımızla telif etmiş oluyoruz. Tarih gösteriyorki Türkler Anayurttan çıkıp Avrupa ortalarına ve Afrikaya kadar yayılıp yerleşirken Anavatana olan bağımlılıklarınıda muhafaza ediyorlar. Gerek anayurtta ve gerekse ikinci üçünce ve hatta dördünce iskan yurtlarında yerleşip şehirler ve köyler kurunca bunun adını evvelki yurttaki şehir veya köy adıyla anılıyorlar. Bugün sadece Anadoludaki şehir ve köylerimizin isim listesi tetkik edilse ayni adlar mevcut 4 den 7 ye kadar şehir ve köy adları vardır. Bu herkesin bildiği bir husustur. Merak eden bir seyahatname okusun. Böylece hem eski yurtlar anılıyor hem de yerleşme ve Türkleş me nakşediliyor. Hele Balasagun yerlerindeki su kent şehri hatıra gelince yeni konulan yerde bu su kentte çok benzerse niye bu yeni kurulan şehrin adına Suşehri denmesin.? Sayın Mustafa Necati Sepetçioğlu nun yaratiliş ve türeyiş Türk destanını okuyanların ( Sah:171-172) SUŞEHRİ kelimesi ile su-kent kelimesini çağrışıp yapıp hatırlamasına imkan kalmiyor. Su kent düzlükte bir kaledir. Suşar Suşehri de düzlükte bir kaledir. Orda hulin dağı var burada hulin dağı var orda Salur han var burada da kayı oymağı reislerinden Salur han ziyareti var. Avşar, Kayı, Dündar, Onarı, Göllu baru , çobanlı, kayıoğlu, seme, Aydoğdu köylerinin isimleri insana Su-kent ten başka hangi tarihi şehrimizi hatırlatır. İşte ben şimdiki SUŞEHRİ ilçesinin adının halen Suşar ile veya Suşar Ovası yahut Suşar beyleri diye lisanda muhafaza edilen eski Suşehri nden geldiğini kuvvetle zan ve böylece bir maziye adve dile biliyorum. Oraya da Balasagu yörelerindeki destan şehrimiz SU-KENT ten getirildiğini sezerek kabul ettim. Surlarının bakiyesi mevcut olan bu şehri kuranlar Turanlılardır. İlk vesikadaki tarih 1211 de vakiyesi yazilan Karayakubi Gazi ziyareti ve illerde bahsedilecek kayı oymağı yerleşmesi tarihi bu şehrin kuruluşunun hemen Malazgirt savaşından sonra olduğunu beklide 1160 da haç farizesini eda edip bilahare Bahattin Şeyh köyünde yatan Bahattin Baba ile başladığını kabul etmek gerekir. Çünkü Bahattin Şeyh tarihinden Karayakubi Gazi ile bir mektepte okuyup Suşehri ne birlikte geldikleri yazılıdır. Suşehri bunları celbeden mühim ve büyük yeni kurulmuş bir ANADOLU TÜRK ŞEHRİ olabilir. Göllü barudaki Hz. Behlül Semarkandi Çobanlıdaki Emir Çoban Kurdu Mani da bu ilk kurulan Türk şehri çekmiş getirmiş olmali. Bu şehrin gazileri çeken mesahihi celbeden bir kiyameti ve tarihi hatırası olmaliki ismi yerde kalmamış 70 km. batıda 1863 de teşekkül eden şimdiki yeni ilçeyede isim olarak verilmiştir. Halbuki şimdiki SUŞEHRİ ilçesinin iki kilometre şimali şarkisinde Çayırbaşı mevkiinde halen Bulahide olan yerde kurulmuş bir Müslüman TÜRK ŞEHRİ daha vardı buda SUŞAR (SUŞEHRİ) ile yaşıttı. Buda 14 Nisan 1509 daki küçük kıyamette yıkıldı. Halkı etrafa ve çiftliklere dağıldı yeni Türk köyleri teşekkül etti, sonra nahiye ve daha sonrada ilçe olan bu şehre kendi yerine çok yakın olan eski bir Türk şehri olan Bulahi ismi verilmedi de 70 km. uzaklıktaki eski bir Türk şehri olan Şuşar in ismi SUŞEHRİ olarak Türkleştirilip te resmen verildi. Bizim anladığımıza göre SUŞAR tam bir Türk şehri idi bugün o havali insanlarının şivesi dahi bunu açıkca göstermektedir. Halbuki Bulahi nin belki mahallelerine kadar Ermeni yada Rumlar sokulmuş muhtelif bir manzara görmekteydi. Hatta sanatları ve ticaretleri ile ün yapmış bir çiftlikten büyüme Endires Mahallesinin adı bile tarihi Bulahi şehrinin adını unutturmuştu. Saban demirini yaptırmak için şehre gelen bir köylüye sormuşlar nereye gidiyorsun ? Endires e demiş. Böylece bir mezra olan Endires bir şehir olan Bulahi nin adınıda silmeye Muhafak olmuştur. Bulahi bunun yaninda çok silik kalmıştır. Elbette yeni kurulan ilçeye SUŞEHRİ adı verilecektir. Şimdiki Suşehri nin adının nerden geldiği bize mıntıkamızdaki bir çok tarihi olayları bilvesile anlatıldı. Fenada olmadı ilçe tarihinin hiçbir bölüme girmeyerek olan bazı vesika ve olaylar bu vesile ile anlatılmış oldu. Suşehrinin kuruluşunu ve ilk taşını koyanlarını araştıralım VESİKALARLA SUŞEHRİ NİN KURULUŞU Şimdiki Suşehri nin ilk kurucuları ve kuruluşu hakkında ayan beyan bir vesikaya rastlayamadım. 1509 dan 1863 tarihine kadar çiftlik mezra köy ve yakacık bucağı adıyla bir yeniden kurulma toparlanma ve idari teşkilata sahip olmaya gayret etme devri vardır. Fermanlarda üçcetlerde eski tapu kayıtlarında ANDİRYAS mezrası ANDİRYAS kariyesi Yakacık nahiyesi diye idari temamül ifade eden tabirler vardır. Bugün çayırbaşı bulahi veya onun karşısında eski köy dedikleri mevkilerde bulahi nin izleri görülüyor. Tesadüfü eşeleme ile kalıntıları çıkarılıyor. Bulahi nin bir zelzele afeti ile dağılışını daha ziyade Akçağıl Göllüköy Avculu istikametinde Kuzeydeki tepelerin Güney eteklerine Solak Sarıca Boyalica gibi irmak gibi Framaz Beledüs Halaç deresi Akörenler ve Kemalpaşa Mahallesi gibi güney tepelerin kuzey eteklerindeki dulda yerlere doğru dağıldı. Sonradan gelen Türklerlede yavaş yavaş kalabaklaştıkçılarını görüyoruz. Fakat bazı vesika ve rivayetlerde adı geçen Andiryas çiftliği veya bilhare Endires mezrasının neresi olduğunu katiyetle ve açıkça gösteren bir vesika yoktur. Bu mezranın Sütlücenin üstlerinden ve o tepe eteklerinden Suşehri çayının sağ kıyısı boyunca Solak köyünün karşısındaki tepe eteklerine doğru olabileceğini sanıyoruz. Beklide Sütlüce eteklerinden yukarıya doğru Karşıyaka Beledüs mahallesine doğruda çıkabileceğini düşünüyoruz. Bilahere zuhur eden zelzeleden buranında sağlam olmadığı anlaşılınca çayın batı tarafına sıçradığı kabul edilebiliyor. Bulahi dahi bu çayın batı kıyısında ve hayli aşağıda olduğu için bulahi halkından çayın yukarılarına doğru çıkıp sağlam bir yer aranıldığını ve şimdiki yere gelinmiş olduğunu zannediyoruz. Çünkü çayın doğu kıyısındaki sütlüce tepesinde oturanlar karşı tarafına geçmiş batı kıyısında oturanlarda bunların karşısında biraz yukarılara çıkmış olmalı ki dünkü Ermeni mahallesi ve bugünkü adıyla Kemalpaşa mahallesi büyüyebilsin. Zira 1830 yılında sabit jandarma birliği kurulmuştur. Biz öyle zannediyoruzki bu ağfati mütakip yerdeki köyler bir müddet Akşar kazası idaresine bağlanmıştır. Zira Büyük güzel köyünde Hanoğullarinda mevcut olan bir fermandan bahsediliyor. Bu fermanın ilçe müftüsü olan Mehmet Ali Ayyıldız a okumak için veriyorlar bir daha da alamiyorlar. Fakat bu fermandan bahseden pek çok hayli bilgi ve bu işleri alakasi ile maruf Es.kef.koop.muhasibi Selahattin Akyüz bu fermanı gördüğünü okunuşunu not aldığını 4. Murat han zamanında çıktığını notu kaybettiği için tarihini katiyetle söyleyemiyeceğini bildirdi ferman söyle başlıyormuş, Trabzon vilayeti celilesinin Şebinkarahisar sancağı ailesine bağlı Akşar kazasının Andiryas mezrası böyle başlayan bu ferman 4. Murat zamanında (1623 1640 ) Andiryas mezra diye anılıyor. Akşar kazasına bağlıdır. Evliya çelebi seyahatnamesi (z.d.) cilt 3, sahife 196 da Evliya çelebi Endires bölümünden geçmiştir. Geçiş yılı h.1050 , m.1640 yılıdır. Diyorki buradan yine doğu tarafa giderek Endires köyüne geldik Şebinkarahisar sınırında ve Akşar ovasında 100 evli mamur Ermeni köyüdür. Doğru çünkü bu tarihte Akşar kazası Kemah a bağlıdır. Endires de Akşar a bağlı olunca Şebinkarahisar sınırında olur. Çünkü Mişaknis Akşara Taban Abbas Karahisar a bağlıdır. Beklide Kemah ile Karahisar sınırı şimdiki ovadaki Suşehri ovasındaki Suşehri çayıdır. 100 hanelik bir köyede Akşar a bakarak mezra denilmiş olabilir. Balhatun camii kitabesindeki hayrat sahibi Ali Paşa kızı Balhatun h.1138 , m.1726 tarihi olduğu göre artık 1726 dan evvel Suşehri nde ve yakınlarında Müslüman Türklerin bir camiye ihtiyac duyacak kadar fazla olduğu anlaşılıyor. Keza Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesi talimatiyla Sultan Ahmet 1.sulh hukuk hakimliğince 24/11/1944 tarihinde istiname 944 46 numaralı dosyada prof. Hakkı ALTINBENZER e çevirisi yapilan Sultan Mahmut Bini Mustafa ya ait fermandan Kösedağ havalesini idare eden bir Yakacık nahiyesi olduğu anlaşılıyor. Bu ferman H.1151 M.1738 Tarihlidir. Burada artık Akşar Abat kaza değil nahiyedir. Kızıldağ mıntıkasını idare eder. Bu demek oluyorki buralar en azından köy ve mezra olarak başka vesika bulunmadığı müddetçe 200 seneden fazla bir müddet Akşar kazasına bağlı kalmış ve sonra yakacık nahiyesi kurulmuş olabilir. Keza Yukarı Akören köyü hududu ile ilgili 4/8/1953 de Suşehri Noterliğinin 3393 yevmiye numarası ile aslına uygunluğu tasdik edilen H.1187 M1773 tarihli olan bir fermandada Yakacık nahiyesinin devam ettiğini görmekteyiz. Bulahi yıkılınca bittabi Suşehri nin yerinde mezralar, mahalleler, çiftlikler ve etrafında köyler vardır. Bunlar Akşar Abat kazasına bağlanmıştır. O zaman bu nahye tamamen Türklerden müteşekkildir. Evliya çelebinin kaydına göre 1640 yılında bu yerde göze çarpan en büyük köy Bulahinin karşısında ırmağın sağ kıyısı yamaçlarında (Eski köy yerinde) Endires beklide Bulahi vardır. Zaten Bulahinin yıkılmasıyla Bulahili Türk Beylerinin hemen yukarlardaki eski Farnaz kalesi harabesindeki çiftliklere çıktıkları umumiyetiyle ittifak eden rivayetlerden anlaşılacaktır. Bugün halen o beylerin çocuklarının framaz beyleri olarak zikredilmesi dinlediğimiz rivayetlere kuvvet veriyor. Hatta Suşehri nin son nahye müdürünün framaz beylerinden Zor Topuzoğlu Emin Bey olduğu da bilinince biz bu Yakacık Nahyesi Müdürlerinin umumiyetle framaz Beylerinden seçildiği veya nasbedildiğini kabul ediyoruz. Pek çok zaman bu bucak müdürleri kendi çiftlik veya köyünde oturdukları için Yakacık nahye merkezinde çok uzun seneler umumiyetle bu framaz köyü olarak kabul edildiği kanatine vardım. Tarihi Suşehri ismini kaybetmeyen Osmanli imparatorluğu asırlarca evvel yerin dibine batmış ve üstünde Türkler çiftlik kurmuş oldukları Framaz kalesinin ismini bu yeni Türk bucağına vermeye elbette razı olamazlardı. Anlatılacak kuruluş rivayetlerine göre 12 hane olarak Bulahi yıkılıncı yukardaki (Framaz ve Beledüs teki ) çiftliklerine çıkan Türk beyleri, Endires 100 hane olunca bunlarda iki mahlle halinde çoğalmışlardır. 1726 yılında karşı tarafada sıçrayan Müslüman Türkler şimdiki yerinde Balhatun camiini dahi yapacak kadar çoğalmış ve çevreye dağılmış bulunuyorlar. Ancak her ne kadar cami yapılmış olsa dahi Kemalpaşa (Eski ermeni ) mahallesinden gayri şimdiki mahallelere hemen iskanında pek kolay olmadığı aşikardir. Çünkü diğer mahallerin yeri şimdiki şehri üstüne alan tepe çok engebelidir. Her yer toprak ve kırlıktır, rüzgar alır kuzeye karşıdır. Fırtınaya maruzdur. İçme suyu bir iki kara gözeden ibarettir. Elverişli eteği Ermeniler işgal etmiştir. Bu yüzdende nüfusun eski yerlisi ve çoğu Framaz ve Beledüs arazisine çıkmıştır. Suyu olan Aspasya ve Keşişpınarı mevkilerinde dahi Ermeniler oturur. H.1287 M.1871 Tarihli Sivas valisi Hacı İzzettin Paşanın salnamesinden, Suşehri adıyla Yakacık Nahyesi dahilinde bir ilçe teşekkül ettiğini öğreniyoruz. Jandarma tarihinin yazdığı gibi bellerden aşan yollarda dere ve dağlarda şekavet çok olduğundan beklide azınlığın fazla olduğundan 1830 tarihinde de ilk defa bu nahyeye sabit bir jandarma teşkilatı kurulmuştu. Bu sefer ilçe teşkilatı olan SUŞEHRİ ne Karaçayır (Alucra) Mindeval, Suşar, Dümbüş, Kirtanus, Akşar-Abat, (Kemah akşehriydi) Ezbider ve Merkez yakacık nahyeleri bağlanıyor. Akşehir(Akşar) ve Alucra birer Naip idaresine veriliyor. Diğer nahvelerimizi de fahri müdürler idare ediyor. 1863 yılında Kaymakam Hüsrev Beydir. Artık 1876 tarihli bir tapu kaydı 13 senelik ilçeyi şöyle yazmıştır. Karahisar ı şarki Sancağında Suşehri kazası, Balhatun camii kitabesine göre 245 yıl evvel Türk ve Müslümanların şimdiki şehir yerine cami ile yerleşmiş olduklarını gördük.

Share